top of page

Balık Çağından Kova Çağına Doğru

Siz, tufanın sadece geçmişte yaşanan bir hikaye olduğunu mu düşünüyorsunuz? Her dönemin kendi ruhuna uygun "seller", o suların üzerinde yüzmesi gereken "gemiler" ve o gemileri inşa eden "Nuhlar" bulunmaktadır. Gemi, yeni çağın bilinci ve kaptanlar onu taşıyan elçilerdir.


Her çağ, kendi yarattığı potansiyelin "taşmasından", taşkınlığından ve arsızlığından ötürü sonlandırılmak durumunda kalır. Şafaktan önceki vakitler, karanlığın en dip noktasıdır. İnsan derin bir uykudadır ve Güneş ile birlikte uyanmak zorunda kalacağını bilmelidir. Her ölüm, gerçek yaşama duyulan özlemi perçinler.


"Göç" emrine rağmen, geride kalanlar bunu bile isteye seçmiştir. İnsanın temel varoluş nedenleri herkese açıktır. Ancak her türlü kötü davranışın meşru kılındığı bir dönemde, insanların pek azı makul ve iyi niyetli seçimler yapma iradesi gösterebilir.


İnsanlardan değil belki ama "insanlığın geleceğinden" ümitli olmak gerekir. Kova çağını layıkıyla başlatacak olanlar, "suların üzerinde yürüyebilen", duyguların, aldatmacaların, başı boş hayallerin sınavlarından layıkıyla geçmiş kişiler olacaktır. Peki bu insanları nasıl tanıyacağız? Buna elbette niyetlerimiz yani kalbimizin saflık derecesi karar verecektir. Karşılaşmalar kaderseldir, kader ise insanın cüzi iradesine tabidir.


Aydınlanma Gemileri, iplerini çözmek üzere limanda beklemektedir. Kişisel hırs ve üstünlük arzusunu, kolektif bilincin iyileşmesinden daha yüce görenlerin, hayatı alaya aldığı şehirlere iyi bakın. Her ömür, ruhun kendini tanıması ve gelişim sağlaması için iyi bir fırsattır. Bunu “boş kahkahalarla” ve “inkarlarla” harcamak da anlamsızdır.


Balık çağı kapanırken, okyanus suları kirlenmiş ve balıklar çoktan karaya vurmaya başlamıştır. Özünde gerçek simyayı uygulayabilenler, suları arıtıp yaşamına devam edebilir. Peki geride kalanlar? Onlar, tekrarlayan dersleri tamamlayana kadar bu döngüde kalmaya devam edecektir.


Yorumlar


© 2026 Kaan Karabulut Akademi

  • X
bottom of page