
Hermetik ve Ezoterik Güneş
Güneş’i gördün, son kez.. buradan ayrılmadan evvel. Anladın! Kendi hakikatine uyanmak için bir söz verdin. Dünya projeksiyonunda, Yüce Yaratıcı’nın sende görmeyi arzuladığı ve içine yerleştirdiği o ışığı kabul ettin. Fani alemde, tekrar eden yolculuğunda bu ışık senin hem rehberin hem de görevin olacaktı. Hem yaşam veren hem de yaşamı sonlandıran bir kor parçası.
Dünya sahnesinde sergileyeceğin oyunun senaryosu önündeydi artık. Kostümler, dekorlar, replikler, güleceğin ve ağlayacağın sahneler.. hepsi kurgulanmıştı. Kimden eziyet göreceğin, kimlerin sana sarılacağı.. Tüm gidişler, tekrar gelişlerin habercisiydi zaten.
Dönüşünün müjdesidir gidişin
Eğer ayrılık olmasaydı
Kavuşma çabası ne için?
İşte tam da bu yüzden, üzülmemeliydin bitişlere ve gidişlere. Öte yandan, her ayrılık, her terk ediş, yarım kalmış bir hikayeye dönüşüyordu ruhun derinliklerinde. Ancak çok iyi biliyordun ki, öylece bırakılan her şey muhakkak tamamlanmak için bir sebep bulur ve yine devam ederdi kendini yazıp çizmeye, inşa etmeye.
Terk edenler, terk edileceği
Unutanlar, unutulacağı
Sevenler, kucaklanacağı
Ahde vefa gösterenler
Onurlandırılacağı bir yarına bakıyordu
Gözyaşları içinde Güneş'i izlerken.
Demiştim sana: Ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş, günün sonunda O'na dönmek zorunda kalacaksın. O'nun sıcağı olmadan yaşayamazsın ve yine O'nun batışıyla gelen hüküm olmadan ölemezsin. Gel seninle sonsuza kadar yaşayalım.
Zaman, bir yanılgı
Bekleyiş, sabır imtihanı
Kavuşmak.. ümitlere bağlı
Ümit içerisinde geçti günler.. zaman geçtikçe ve yollar sessizleştikçe yitirdin inancını. Her kavuşmanın, seni bir kısır döngüye soktuğunu anladın aslında. Asıl mesele kavuşmak değil, “kabul” etmekti. Diz çöküp itiraf ettikçe hafifledin. Sarılıp öpüp kokladın ve uğurladın nicelerini. Sıcağında huzur buldun sevdiklerinin. Ama uyuyup uyandığında buz gibi bir yalnızlık karşıladı önünde sonunda seni. Güneş'i son kez selamlarken bunlar vardı, yutulan zihninin son kırıntılarında.
Zaman,
Sonu gelmeyen bir yol
ve O’nsuz, kaybolmamak imkansız
An’da kalmak, biz fanilerin harcı değil
İyi dinle
Hatırlanmamayı başarabilirsen
Çağırılmaktan kurtulursun
El mahkum, yeniden çağırılacaksın. Başını toprağa yaslayıp Güneş’e gözünü diktiğin vakit, “eyvah ki ne eyvah” dediğin anda, atomlarına ayrılırken tüm yaşanmışlıklar birer birer, tüm anılar film şeridi gibi geçerken perdenin arkasında, sen yeniden var olmanın bedelini ödemeye hazır şekilde gireceksin sıraya. Tüm biriktirdiklerini koyacaksın ortaya, dünyaya gelmek ve tüm yaşanmışlıkları telafi etmek için.
Tüm bekleyişler
Diğer bekleyişlere zemin hazırlar
Binlerce yıl sükunetle dinlenenler
Davalarından vazgeçip
Kendilerine ettikleri zulmü bağışladıklarında
Bu hikaye sonsuza kadar biter.
